23 Ekim 2011 Pazar

Bir Avuç Deniz izle full izle Bir Avuç Deniz online izle (2011) Türk Filmi HD

Bir Avuç Deniz filmini izle, Bir Avuç Deniz Türk Filmini Online izleyin, Bir Avuç Deniz full online seyret, Bir Avuç Deniz filmi online izle, Bir Avuç Deniz Türk sinema, Bir Avuç Deniz filmi, Bir Avuç Deniz filmini indirmeden izle, Bir Avuç Deniz Türk Filmi seyret, Yerli Bir Avuç Deniz Filmini bedava izle, Film Bir Avuç Deniz
Yapım:2011 - Türkiye
Tür:Dram, Romantik, Erotik
Yönetmen:Leyla Yılmaz
Senaryo:Leyla Yılmaz
Yapımcı:Ateş Ilyas Başsoy
Süre:117 dk.
Oyuncular
Engin Altan Düzyatan, Berrak Tüzünataç, Onlineizleyin.blogspot.com, Ayda Aksel, Can Gürzap, Tuğrul Tülek, Zeynep özder, Ahu Yağtu
Filmin Konusu
Bir Avuç Deniz, Deniz isimli bir kızın; Deniz’e aşık Mert’in; Mert’e aşık Deniz ve Dilek’in; belki de hepsinden önemlisi, oğlu Mert’e aşık Rana Hanım’ın hikayesi. Bir avuç aldığımız deniz, gerçekten deniz midir? Tutkularımızın sınırı nerede? Sinema dağıtımı Cinefilm tarafından yapılacak “Bir Avuç Deniz” Mart 2011’de vizyona girecek...iyi seyirler diliyoruz..

1. İZLEME SEÇENEĞİ:



Bu İZLEME SEÇENİĞİMİZ en sorunsuz olanıdır arkadaşlar. "Close Ad and Watch as Free User" yazısına basınız ardından açılan sayfayı kapatıp “Start Video Now” yazısına bastıktan sonra film başlayacaktır kesintisiz, problemsiz HD kalitesiyle izleyebilirsiniz. Keyifli seyirler.. Onlineizleyin.Blogspot.Com

6 yorum:

  1. Adsız22:06

    çok klişe bir konusu var. klasik aldatma. erkek zaaflarına yenilir, sonra hata yaptığını farkeder, hayatı mahvolur falan filan. Türk dizileri gibi, pek sinemasal değil.

    YanıtlaSil
  2. Adsız22:07

    filmin başları beni sıktı açıkcası ama dur bakalım nereye gitcek bu hikaye dedirtip izlettiriyo kendini beklenmedik bir sonu var o yüzden sevdim diyebilirim ama izlenmese de insana bir şey kaybettirmez.

    YanıtlaSil
  3. Adsız22:07

    Özette de yazdığı gibi Deniz’e aşık Mert’in; Mert’e aşık Deniz ve Dilek’in; oğlu Mert’e aşık Rana Hanım’ın hikayesi bu. Derin anlamlar içeren bir hikaye... İzleyiniz.

    YanıtlaSil
  4. Adsız22:07

    O aptal türk dizilerinin bir kopyası,hızlandırılmış bir bölümü gibi olmuş.İnsan verdiği paraya acıyor.Konu çeşitliliği yok,işlenen konu çok belirsizce,boş boş sıradan diyaloglar.Dizilerden fırlayan samimiyetsiz suratlar beni fazlasıyla boğdu.17 yaşındaki liseli aşıkları bile tatmin etmez bu film.Ne söyleyebilirim ki yüzlerce film izledim böyle berbatını görmedim.

    YanıtlaSil
  5. ElestirMAN19:27

    Filmin öyküsü temel olarak 2 kadın 1 erkekten oluşan aşk üçgeni çevresinde geçse de, senaryonun özellikle üzerine düştüğü karakter Engin Altan Düzyatan'ın canlandırdığı Mert. Mert yıllarca Amerika'da eğitim görmüş ve Türkiye'ye döndükten sonra üst düzey bir yönetici olarak önemli bir firmanın başına geçmiş. Bir de "aklı başında her erkeğin" kolunda taşımak isteyeceği rol model ve elbette ki dünyalar güzeli bir sevgiliye ( Zeynep Özder ) sahip.



    Mert'in sevgi dolu ailesi ise onu kendi ürünü olarak gören bir anne ve anlayış timsali bir babadan ibaret. İnsan hayattan daha ne ister, değil mi? Ama anlaşılan Mert'e rahat batıyor ve karşısına çıkan ilk "özgürlük abidesi" aklını başından almaya yetiyor. Bir Avuç Deniz'in "özgürlük" simgesi, Berrak Tüzünataç'ın oynadığı Deniz karakteri. Öyle ki filmin çıkış noktası da Deniz karakterine bir gönderme yaparak, 'bir avuç denize mi razısınız, yoksa engin sulara açılmaya cesaretiniz var mı?' sorusunu sorma hevesinde.

    Kent hayatının karmaşasında kaybolmuş insanlar için genelde sınırları ve koşulları önceden çizilmiş bir rotayı takip etmek en iyisidir; arada bir de sığınacak bir liman buldun mu, senden güzeli yok. Yönetmen Leyla Yılmaz'ı bu filmin senaryosunu kaleme alırken harekete geçiren de, 'sakin liman mı, yoksa fırtınalı deniz mi?' ikilemi olmuş belli ki. Bu yerinde bir soru, tamam ama, cevabı bulmak için 110 dakika boyunca bir yere varmayan diyaloglar, sözüm ona felsefe içeren büyük laflarla dolu, başı sonu birbirini tutmayan bir senaryo yazmak şart mıdır? Mert karakterinin Dilek ve Deniz arasında bocalamasını, yapmacık bir özgürlük uğruna 'rota'sından şaşmasını seyrederken, birden kuytuda bekleyen başka bir kadın devreye giriyor ve seyircinin tüylerini ürperten bir 'hamle' ile bizi başbaşa bırakıyor. Tüm senaryoya baktığımızda hikâyenin oturması gereken zemin öyle boş ki, kıskançlık, sahiplik, özgürlük gibi kavramlar havada uçuşuyor sadece. Özetle yönetmenin, aklındaki ikilemi ne senaryoya, ne diyaloglara ne de filmin genelinde oyuncu yönetimine geçiremediği maalesef aşikâr.



    Derler ki, film yönetmeni orkestra şefi gibidir. Orkestranın bütünü işini çok iyi yapan sanatçılardan oluşsa da, her halükarda her birini yönetecek, sıraya sokacak ve eserin düzgün çalınmasını sağlayacak bir şefe ihtiyacı vardır. Bu bütünü bir araya getiren sanatçılar şefe o kadar saygılıdır ki, adlarıCan Gürzap ya da Ayda Aksel de olsa, herşeyi şefe bırakırlar. Ya da bir görüntü yönetmeni olarak bir sahnede başarıyla kotardığınız ışığı, atmosferi yönetmenin boşa harcayacağını düşünmezsiniz. Siz ekibin bir parçası olarak yönetmenin dediğini yaparsınız, zira yönetmen direktifi verirken aklında bir sonuca varacak, tamamlayıcı başka birçok unsur mutlaka vardır. İşte o unsurların hemen hemen hiçbiri bu filmde bir avuç kadar bile yokmuş gibi görünüyor. Ne ayrı ayrı usta olarak değerlendirebileceğimiz oyuncular ya da yeni nesilden parlak oyunculuk sinyali veren yetenekler, ne Göcek koylarının mavisi, ne zeminsiz özgürlük arayışı, ne de sürpriz finali tek tek Bir Avuç Deniz'i kurtarmaya yetmiyor.


    Bu haftanın romantik dram kategorisinden kendisine yer bulan ve magazin basınında konusundan ziyade başrol oyuncusunun tek bir planı üzerinden konuşulmaya açık olan Bir Avuç Deniz, sinema perdesinde bir avuç aşk görmek isteyenlerin tercih edeceği bir yapım olabilir, daha fazlası değil.

    YanıtlaSil
  6. Adsız00:18

    ‘Aşk Tesadüfleri Sever’, ‘Ya Sonra?’ ve ardından gelen ‘Bir Avuç Deniz’. Yerli yapımlar, Hollywood’da çokça iş yapan romantik komedi ya da aşk filmlerinin rotasını takip etme yönünde önemli atılımlar yaptı bu yıl. Adını aşkla uzatan Şubat ve uzantısı Mart, bu filmlerden fazlasıyla nasibini alıyor. Ancak ‘Bir Avuç Deniz’ yazmakta en zorlandığım filmler arasında yer aldı. Emeğe saygı ve en önemlisi de ‘kötü bir şey söyleyeceksem hiç söylemem’ felsefeme sağdık kalmak adına.

    Bakmayın isminin bir avuç deniz olduğuna, sere serpe deniz ve başroldeki ‘Deniz’ karakteriyle hak ediyor bu ismi. Başrollerde, son zamanların ön plana çıkan jönlerinden Engin Altan Düzyatan ve güzeller güzeli Berrak Tüzünataç. Hal böyle olunca aşk filmi ile karşılaşmayı beklemek kaçınılmaz oluyor. Kaçınılmazla da karşılaşıyoruz elbet, içinde bulunmak istemeyeceğimiz ‘ilişki durumu karışık’, insanı alıp götüremeyen ve çirkinleşen aşklara yelken açıyoruz bir avuç denizde. Annenin oğluna, denize duyulan aşk, iki gencin yasaklara ve birbirine duyduğu aşk… Hangisi gerçek, hangisi değil? Belli ki hepsi gerçek, hiçbiri değil.

    İstanbul’un elit bölgesinde konuşlanmış zengin aile yapısında olması beklenmeyen tek şey karmaşa. Köşesine çekilip resim yapmakla meşgul bir baba, çiçeklerini oğlunun, oğlunu çiçeklerinin yerine koyan bir anne ve iyi eğitim almış(!) el bebek gül bebek bir genç. Mert (Engin Altan Düzyatan) Amerika’da okumuş, artık daha fazla aile (anne) hasretine dayanamayarak, özgür görünümlü ana kuzusu hayatına geri dönmüş. İyi bir iş, sevgi dolu anne baba (Ayda Aksel, Can Gürzap), düzgün sevgili (Zeynep Özder) ve can arkadaşlar (Tuğrul Tülek, Ahu Yağtu) yanı başında. Her şey seyrinde devam ederken, asi, her daim kavga etmeyi bir uzvu gibi gören sorunlu genç kadın Deniz (Berrak Tüzünataç) çıkar Mert’in karşısına. Biryanda huzurun, düzenin temsili sevgili, diğer yanda maceranın, tutkunun adresi Deniz. Bu ikilimle birlikte az önce sıralanan tüm o yanı başındakiler Mert’le birlikte savrulur dört biryana.

    Film belli ki iyi bir amaca hizmet etmek, erkeklerin anlaşılamayan dünyasına, aldatma felsefesinin aslında hiç de derin olmayan iç yüzüne, anne – oğul arasındaki kimselerin çözemediği bağlılığa, dün, bugün ve yarın da devam edecek sınıf farklılığına el atmak ve sonuna da sürprizinden bir final yerleştirmek istemiş. Aslında enteresan bir karakter kurgusu var karşımızda. Ancak bunlar bir arada olsun, üstelik sadece sözlerle olsun denince, ortaya tiyatrovari diyaloglarla klişeleşmiş bir senaryo ve havada kalan, zorlama oyunculuklar çıkmış. Daha ilk sahnede başlayan, usta oyuncu Ayda Aksel’e rağmen akmayan diyaloglar, ilerleyen sahnelerde yerini, suskun Mert karakterinin ikilemlerinden oluşan, belli ki eleştiri amaçlı verilen, tutuk ama aynı zamanda da güldüren cümlelere bırakıyor.

    ‘Bir Avuç Deniz’, reklam filmleriyle tanınan Leyla Yılmaz’ın ilk uzun metrajlı filmi. İlk elin günahı olmaz diyor, film hakkındaki yorumları size bırakıyorum.

    İyi Seyirler

    YanıtlaSil

Popüler Yayınlar