19 Mart 2014 Çarşamba

Can Dostum izle Good Will Hunting online izle (1997) Türkçe DUBLAJ

Can Dostum - Good Will Hunting
Can Dostum filmini izle, Good Will Hunting Filmini Online izleyin, Can Dostum full online seyret full izle, Good Will Hunting filmi online izle, Can Dostum sinema full HD izle, Can Dostum film izle, Good Will Hunting filmini direk izle, Can Dostum Filmi seyret full, Can Dostum Filmini bedava izle, Film Good Will Hunting hd izle
IMDB Puanı 8.1/10 "Bu Filmi Tavsiye Ediyoruz.."
Yapım:1997 - ABD
Tür:Dram, Komedi
Yönetmen:Gus Van Sant
Senaryo:Matt Damon , Ben Affleck
Görüntü Yönetmeni:Jean Yves Escoffier
Müzik:Danny Elfman
Süre:126 dk.
Oyuncular
Robin Williams (Sean Maguire) , Matt Damon (Will Hunting) , Ben Affleck (Chuckie Sullivan) , Stellan Skarsgård (Gerald Lambeau) , Minnie Driver (Skylar) , Onlineizleyin.org, Casey Affleck (Morgan O'Mally) , Cole Hauser (Billy McBride) , John Mighton (Tom) , Rachel Majorowski (Krystyn) , Colleen McCauley (Cathy)
Filmin Konusu
Film, fotografik hafızaya sahip yoksul bir gencin yerlerini sildiği üniversitenin profesörü Sean McGuire'la kurduğu dostluğu anlatıyor.
McGuire, Will Hunting adlı bu gençteki yeteneğin farkındadır ve ona hayranlık duymaktadır. Nobel ödüllü profesörlerin bile çözmekte zorlanacakları problemleri kolayca çözen Will ise çıkardığı bar kavgası sonrası çarptırıldığı hapis cezasından kurtulabilmek için profesör McGuire'a ihtiyaç duymaktadır.
Oscar ödüllerinde 9 dalda adaylığa layık görülmüş olan Can Dostum, Robin Williams ile "en iyi yardımcı erkek oyuncu" ödülü ve senaryosu ile de "en iyi özgün senaryo" ödüllerini kazanmıştı...iyi seyirler diliyoruz..

FILMIN FRAGMANI:



11 yorum:

  1. Adsız12:12

    kesinlikle muhteşem bir film. bitene kadar tuvalete gitmeyip yerimde sallana sallana izlediğim tek film :)

    YanıtlaSil
  2. Adsız01:38

    harika filmdi

    YanıtlaSil
  3. Adsız23:49

    Helal olsun çok site de aradım tek çalışanı buydu. Başarılar

    YanıtlaSil
  4. Adsız21:39

    film yüklü değil

    YanıtlaSil
  5. YENİLENMİŞTİR! iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  6. Adsız19:17

    tam ekran olmuyo nasıl izlicez ya

    YanıtlaSil
  7. Gerçekten iyi bir film izlenmeli

    YanıtlaSil
  8. TEKRAR YENİLENMİŞTİR! iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  9. ElestirMAN03:41

    İnsanın aklı ne kadar ileri seviyede olursa olsun; hatta isterse bir deha olsun, hayat yürekle yaşanıyor aslında. Yüreğini çözemeyene, yüreğini dinleyemeyene yaşıyor denemez ki, olsa olsa aklıyla hayatta kalıyor denir.

    1997 yılı yapımı, Gus Van Sant’ın yönettiği Can Dostum / Good Will Hunting, yetimhanede büyüyüp doğru düzgün bir eğitim alamamış ama okuduğu kitapları su gibi yutan, matematikte bir deha olan Will Hunting’in dehasının keşfediliş öyküsü gibi gözükse de bence Will’in kendi yüreğini keşfediş öyküsü. Bu yüzden aklıyla değil yüreğiyle yaşayanların daha çok seveceği bir öykü.

    Yukarıda bahsettiğim minval üzre Will, yetimhanede büyümüş, başı bozgun bir hayatın içinde çeşitli suçlara karışmış, bir üniversitede temizlikçi olarak çalışan bir gençtir. Bir matematik profesörünün, koridordaki tahtaya yazdığı çözülmesi epey zor bir soruyu kimse görmeden çözer. Problemi çözenin kim olduğu ortaya çıkmayınca tahtaya bu sefer daha zor bir soru yazılır, ama Will bu problemi çözerken profesör tarafından görülür ve son işlediği suçtan hapis yatmak üzereyken profesörün yanında çalışması ve düzenli olarak bir psikologa görünmesi şartıyla serbest bırakılır. Will’in zaten bildiği dehası ile matematik profesörü ilgilenirken hiç bilmediği yüreğinin derinlikleri, geçmişinden kalan korkuları ile de görüştüğü psikolog ilgilenecektir. Böylece Will’in şiddete yatkınlığını tedavi etmek için çıktığı bu yolculuk kendini tanıma yolculuğuna dönüşür.

    Can Dostum’un en akılda kalıcı sahneleri Will (Matt Damon) ile psikolog Sean’ın (Robin Williams) görüştüğü sahneler. Will’in gerçek korkularını ortaya çıkarırken hayatla, aşkla, dostlukla ilgili güzel tesipitler ortaya dökülüyor. Kusurlarımız diye nitelendirdiğimiz nice şeyin aslında bizi diğer insanlardan ayıran özelliklerimiz olduğunu dinliyoruz mesela. Kimsenin mükemmel olmadığını, iki mükemmel olmayan insanın birbiri için mükemmel olup olmadığı sorusunun asıl önemli olduğunu dinliyoruz, insanın gerçekten yapmak istediği şeyi bilmesinin ne denli önemli olduğunu, insanın kendine meydan okuyacak, onu hep bir adım ileriye sürükleyecek dostlara ihtiyacı olduğunu dinliyoruz. Dinliyoruz ve hak veriyoruz. En azından ben hak verdim. Siz de dinleyin, bakalım aynı fikirde olacak mıyız?

    YanıtlaSil
  10. Adsız03:42

    Sinema tarihi onlarca klişeye birden yer veren pek çok filmle dolu. Bunların bir kısmı (efsanevi “Casablanca” gibi) fazlasıyla ünlü zaten. O filmlerden biri olan “Can Dostum”un başarısı tüm kitch taraflarını gizlemesinde yatıyor.

    Senaristlerin de aralarında bulunduğu bir grup genç oyuncu, “üstat” Robin Williams, Bağımsız Sinema’nın tanınmış isimlerinden usta bir yönetmen ve “dahi ama sorunlu” bir gencin değişimini dostluk, aşk gibi önemli temalarla harmanlayan bir öykü… Tüm bunların bir filmde toplanmış olması insanda hayranlık uyandırıyor, fragmandan ve gazete ilanlarında kullanılan sloganlardan olumsuz izlenim edinmeyenlerin salonlara filmi beğenmeye hazır olarak girdiklerini tahmin etmek hiç zor değil. Çoğunun coşmuş bir halde çıkmalarının nedeni de açık: Gayet iyi çalışılmış bir yönetmenlik, vasatın üzerinde oyunculuklar ve “parlak” bir senaryo gördüler.

    Haksız sayılmazlar, senaryo gerçekten “parlak görünüyor”. Ama birazcık eşelediğinizde karşılaştığınız tek şey klişeler yığını.

    Örneğin sosyokültürel kökenleri dolayısıyla birbirlerine aşık olmaları belki mümkün, ama düzgün bir ilişki yürütmeleri olanaksız gibi görünen iki genç olağanüstü bir aşk yaşıyorlar. Senaristler gerçekten çok akıllı oldukları için kızla çocuk arasındaki sınıfsal çatışmayı atlamıyorlar, fakat ne görüyoruz, kız mirasa konmuş, yani paranın çatışma yaratmasına gerek kalmıyor, onu ansızın “burjuva olmayan” görmemiz bekleniyor, nasıl oluyorsa? Ama zaten kız babasını özlemesiyle ilgili o lafları edince hangi seyircide bunları soracak hal kalır ki?

    Geçiyoruz Sean’a. Deliler gibi sevdiği eşi öldüğü için hayata küsen insan çok, fakat o dünyanın en mutlu evliliğini yapmış, karısını görür görmez aşık olmuş, bilmem kaç yıl süren evliliğinin bir anında bile mutsuz olmamış.

    Will’in en yakın arkadaşı deseniz o da dünyanın en kusursuz dostu, paylaşmayı, gerektiğinde yalnız bırakmayı, eğlendirmeyi mükemmel beceriyor. Sevgilisi deseniz o da öyle.

    Son ikisinde Sean’ı aratmayan bir de bilgelik var, Will’in titreyip kendine gelmesini sağlayan oturaklı sözler etmeyi iyi kıvırıyorlar.

    Her şeyin bir miktar kusurlu gibi gösterildiği ama aslında ne kadar kusursuz olduğunun bangır bangır haykırıldığı filmin ana karakteri de doğal olarak bir masal kahramanı.

    Filmde verilen iki örnekten de anlıyoruz ki inanılmaz yeteneklere sahip kimi insanlar, yeterli öğrenim görmedikleri halde matematik, fizik gibi bilim dallarına ciddi katkılar yapmışlar. Fakat Will dünyanın en dahi dahisi, binlerce kitabı yalayıp yutmuş, hatta sayfa numarasını vererek alıntı yapıyor. Ama senaryo bu kitapların okunmasının bir zaman sorunu olduğunu hiç anımsatmıyor. Hele de bir işte çalışmak zorunda olan bir insan için.

    YanıtlaSil
  11. Adsız03:42

    Böyle inanılmaz bir zekaya sahip olanların kimi basit şeylerle başa çıkamadıklarına (örneğin Einstein küçük matematik hesaplarında sıklıkla yanılırmış), gündelik yaşamın pek çok öğesini algılayamadıklarına, kendileriyle eş ya da yakın düzeyde zeki olmayan insanlarla ilişkilerinin çok sorunlu olduğuna hiç değinilmeyince, yüksek zeka tek yönüyle verilmiş oluyor. Zaten amaç da bu: Seyirci hayran kalsın, satın alsın.

    Yazma sürecinde hayli araştırma yapıldığı senaryonun her halinden belli. Filmdeki gibi gençlerin yaşamları incelenip zararsız kısımları alınmış (örneğin esrar bile kullanmıyor, sadece bira içiyorlar), filmin önemli sahnelerinin yaratıcı görünmesi için çok çaba harcanmış. Ruhbilim kitapları hatmedilmiş ve tabii ki bu arada Sean’ın hiç kimsenin mükemmel olmadığını Will’e anlatmaya çalışırken verdiği ilk örneğin ölmüş karısının yellenmesi olamayacağı gibi basit insan gerçekleri hiç umursanmamış.

    Çünkü bu uyanıklar gişe başarısı için filmin yaşamdan bir kesit anlatması gerekmediğini, öyle görünmesinin yeterli olduğunu da, Will gibi gerçek bir insanın, gerçek yaşamından kesitler aktarsalar geniş yığınların filme gelmeyeceğini de biliyorlar.

    Pembe düşlerin peşinde koşanlara sesleniyor, bir isteyene beş veriyorlar. Bu alışverişe hiç karşı değilim aslında, yalnızca seyirciyi eğlendirmek amacıyla film yapılması da çok doğal, gişe başarısının hedeflenmesi de. Burada sorun “Can Dostum”un sıradan Hollywood ürünleri kadar popülist ve sığ olduğu halde ciddi bir filmmiş gibi sunulması. Bağımsız sinema alanında sağlam kariyeri olan Miramax şirketinin (artık Disney’in malı) ve yönetmen Gus Van Sant’ın isimleri bu imajı pekiştiriyor.

    Sahi Van Sant’a ne demeli? Bu senaryoyu çekmekle kalmayıp filmi cilalamak çabasıyla, macera duygusu verebilecek tek sahnede iğrenç ötesi ağır görüntü planlarına başvurmaktan geri kalmıyor. Yazık…

    Ve yapımcılar, seyirci ve eleştirmenlerin çoğunun “dahi çocuk/genç” izleğini duyarlılıkla, incelikle, ustalıkla işleyen “Powder-Harika Çocuk”, “Little Man Tate-Küçük Adam”, “Innocent Moves-Masum Hamleler” gibi filmleri anımsamayacaklarını biliyorlar.

    YanıtlaSil

Popüler Yayınlar