15 Mart 2014 Cumartesi

Zoraki Kral izle (2010) Türkçe DUBLAJ / ALTYAZILI

Zoraki Kral - Kings Speech
Zoraki Kral filmini izle, The Kings Speech Filmini Online izleyin, Zoraki Kral full online seyret full izle, The Kings Speech filmi online izle, Zoraki Kral sinema full HD izle, Zoraki Kral film izle, The Kings Speech filmini direk izle, Zoraki Kral Filmi seyret full, Zoraki Kral Filmini bedava izle, Film The Kings Speech hd izle
IMDB Puanı 8.2/10
Yapım:2010 - ABD
Tür:Dram, Tarih
Yönetmen:Tom Hooper
Senaryo:David Seidler
Süre:118 dk.
Oyuncular
Colin Firth (6. George) , Helena Bonham Carter (Kraliçe Elizabeth) , Derek Jacobi , Robert Portal , Geoffrey Rush , Paul Trussell , Onlineizleyin.org, Andrew Havill , Charles Armstrong , Guy Pearce
Filmin Konusu
İngiltere’nin Kralı 6. George’un hikayesidir..Kralın aşması gereken ciddi bir hitabet problemi vardır: Albert, İngiliz halkına konuşmak yapmak için çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliği yenmek zorundadır...
Bu noktada Albert’i halkına ve Kraliyet makamına hazırlamak için Avustralyalı, ‘çılgın’ konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer..
Gösterildiği festivallerde beğeni toplayan film, 2010 İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Erkek ve Kadın Yardımcı Oyuncu, En İyi Senaryo ve En İyi Film dahil olmak üzere 5 ödülle uzandı... Film Oscar’ında iddialı isimleri arasında..iyi seyirler dileriz.. Onlineizleyin olarak bu filmi TAVSİYE ediyoruz..

FILMIN FRAGMANI:



TÜRKÇE DUBLAJ



TÜRKÇE ALTYAZILI

PART1

PART2

33 yorum:

  1. ölmeden önce izlenmesi gereken filmler arasındadır kendisi .)

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederiz her zman oldugu gibi ilk sizle izliyoruz

    YanıtlaSil
  3. Adsız03:10

    çok sağlam film tam oskarlık

    YanıtlaSil
  4. Adsız17:23

    teşekkürler çok iyidi

    YanıtlaSil
  5. Adsız01:55

    12 Tane Oscar adaylığını gördüğümde "yok artık, Inception bile 8 de kaldı" demiştim. Ardından ABD'de Aralık ayında vizyona girdiğinde, Colin Firh'ün olağanüstü oynadığını ve Geoffrey Rush'ın da muhteşem bir şekilde destek verdiğini söyleyen bir çok sinemasever vardı. Eleştirmenlerden tam not alışı, her şekilde cezbetti. Bugün, azmettim ve bu harika tarihi dramı izledim.



    Kraliyet ailesinin o başı dik, gururlu, insanlara tepeden bakan egoist tavırlarıyla bezenmiş bir başlangıç yapıyor bizlere. Kralın 2 oğlundan birisi kekeme, diğeri de zampara. Ama birisi çok cesur, diğeri çok korkak. Kral V. George'un muhteşem hükümdarlığı sonucunda karar vermesi gereken 2 kral adayı var. Ama hep gönlü Bertie'den yana. Tek sorunu kekemelik ve hangi doktora gitse çözülemiyor. Ama en sonunda, Lionel'i buluyor ve oradan sonrasında muhteşemlik başlıyor.



    Bir kralın içindeki cesaretiyle yüzleşmesini anlatan, son yılların en muhteşem "komedi-dram-tarih" üçlemesi. Her ne kadar filmin teması komedi olmasa da, ince espiriler gerçekten çok büyük bir renk katmış filme. Bir efsane değil kuşkusuz ama, bir başyapıt.

    10/8,8

    YanıtlaSil
  6. cenho01:56

    Helena Bonham Carter, Kraliçe Elizabeth rolunde oynamamaktadır. Kraliçe Elizabeth'in annesini yani Kral Goerge'nin eşini oynamaktadır.Elizabeth'i ise tanımadığım bir çocuk canlandırmaktadır.

    Film güzel bir biyografi oykusu olmuş. Oncelikle Turkçe ismini hiç beğenmedim. The King's Speech kralın konuşması anlamına gelir ki bu filmde anılan o konuşmanın tarihi onemi var. Dunya tarihini değiştiren konuşmalardan biridir filmin ismide zaten o konuşmayı kastetmektedir. Filmde kralın ingiliz halkı uzerindeki o etkisini ağzından çıkacak her kelimenin ne denli onemli olduğu gayet güzel anlatılmış. Herkesin ağzından çıkacak bir kelimeye bakması Kral uzerindeki baskıyı anlatması bakımından onemli. Carter'ın o bohem karakteri kraliyet ailesinin (gerçekte) bohemliğini yansıtması bakımından uygun bir seçim olduğu kanaatindeyim. Film tum zamanların en iyi filmlerinden biri değil. Ama bu senenin en iyi filmlerinden biri. Oyunculuklar zaten cok iyi seviyede.

    YanıtlaSil
  7. Adsız01:57

    Övüldüğündan daha başarılı bir film. 2. Dünya Savaşı hakkında duygu sömürüsü yapmadan çok güzel bir dram çıkarmış senarist David Seidler ve yönetmen Tom Hooper. Kraliçe Elizabeth rolündeki Helena Bonham Carter'a bir kez daha hayran kaldım. Kekeme rolünü Colin Firth fevkalade oynamış. Başka türlü bir kekemenin nasıl oynabileceğini hayal bile edemiyorum. O zor günleri loş ışıklarla son derece sanatsal bir şekilde anlatmışlar. Bence 10 üstünden 10luk bir yapım. Herkesin izlemesini öneririm.
    Filmin alacağı Oscar ya da Oscarlar zerre kadar umrumda değil. Filmin kendisi önemlidir. Oscar alsın ya da almasın çok başarılı bir film.

    YanıtlaSil
  8. Adsız01:57

    Film o kadar sanatsal bir yönde ki sırf socar almak için çekildiğini bile düşünebilirsiniz ki zaten bu yıl oscarın en güçlü adaylarından birisi olmasıda rastlantı değil.Filmde herşeyden önce o sanatsal ve kurgusal yolları bir kenara dizersek, Oscarın aşık olduğu bir yapıt olarak adlandırmak istiyorum.Filmdeki mekanlardan tutun, o temiz-şık atmosferler, karakterlerin kostümleri, o zamanın kültürel yapısına sanki bir göz gezdirmişiz gibi oyunculuklarda dahil herşey oscarı almak için yapılmış.Özellikle de diyaloglar.Kekeme ve normal konuşan iki insan arasındaki farkı ve kekeleyen kralın, konuşma-sohbet açma korkusu seyirciye şaşırtıcı anlar yaşatıyor.Ama gerçek bir hikaye olmasıda büyük avantaj -Oscar için yani-.Herşeyden önce filmin en büyük kozunun -keyif yönünden- oyunculuklar olduğunu belirtmek isterim.Zaten şimdiden OScarı elinde tutan Colin Firth sizi kendine hayran bırakabilir.



    Colin Firth'e hayran kaldığımı söylüyorum.Çünkü gerçekten kamera karşısında öyle bir titizlikle canlandırmış ki aklınız durur.Sanki gerçekten kekeme mi diye sorabilirsiniz içinizden.Bu yönden Firth Oscar'ın büyük ihtimal sahibi olacaktır.Jeff Bridges en büyük rakibidir şüphesiz.Ancak Bridges geçen sene aldığı Oscar için bu yılınkini pek umursadığını sanmıyorum :) abii ikinci bir oscar kötü bir şey değil ama Oscarın sayısı değil verdiği prestij önemlidir.Geoffrey Rush'da bu yıl yardımcı erkek oyuncu dalında büyük ihtimalle Bale ile yarışacak.Çünkü gerçekten dört dörtlük performans sergilemiş.Karayipteki halinden eser yok, sanki rol yaparken tüm dünyayı unutmuş ve bir Logue olmuş.Helena Bonham Carter her zaman ki gibi harika! arka planda kalsa da filme ışık tutan yüzlerden birisi.



    Sağlam konulu ve belki de şimdiye kadar hiç görmediğiniz eşine az rastlanan türden bir biyografi.Herşeyden önce konunun film de ne kadar sıkı ve açıklayıcı tutulduğunu farkedebilirsiniz.Açıklamak istenen konunun oyunculukların desteği ile mükkemmel bir şekilde yansıtıldığını belirtmek isterim.Kekeme sorunu nedeniyle bir türlü amacına ulaşamayan acemi ama sevimli bir kralın yaşadığı o zor günler ve hayatta belki de en çok korktuğu konuşma kavramını yenmesi anlatılıyor bu sanatsal filme.Herşey belli başına gelişiyor.



    Genel olarak -Oscar için çekilse de- çok sağlam bir biyografi olduğunu belirtmek isterim.Müthiş oyunculuklarla süslenmiş bu az ama öz bir şekilde keyif verici biyografiyi kaçırmayın.İyi Seyirler dilerim.



    8/10

    YanıtlaSil
  9. didem01:58

    en başta söylemeliyim ki umduğum kadar iyi çıktı.büyük beklentiler hüsranla sonuçlanır derler ya.kesinlikle bu film tabuları yıkıyor.konusu kesinlikle basit olağan bir durumu anlattığı halde senaryo başştan aşağı övgüyü hak ediyor.özellikle kadroyu bu film için biçilmiş kaftan olarak görüyorum.yani boyle bir rolü en iyi oynayabileceklerden birisi colin firth.bir kez daha kendine hayran bırakıyor izleyiciyi.kesinlikle mükemmel bir kekeme:)tabiki geoffrey rush ve helena bonham carter da üzerlerine düşeni en iyi şekilde yapmışlar.bu filmin abartıldığını kesinlikle düşünmüyorum.oscardan da boş çıkılmayacağını düşünüyorum.film konusu itibariyle sade ve anlaşılır br biçimde anlatılmış.dram var ama salya sümük ağlatan bir dram yok daha çok insanı etkileyen ama üzmeyen bir insanın mücadelesi anlatılmış.dram filmlerine konulan küçük esprilere de bayılıyorum.ve kesinlikle bu filmde oldukça fazlaydı.yani bazen zekice espriler insanı gülümsetiyordu filmde.colin firth de sağ olsun bütün yeteneğini ortaya sermiş.yapmacıklıktan yoksun guzel bir dram izlettirdi bize.filmi çok beğendim ve ayrıca muziklerini de cok begendim.butunuyle çok iyi filmdi yani.kesinlikle tavsiye ederim.iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  10. elestirMAN01:58

    Akademi'nin son fiyaskosu.Tarihte pek çok önemli lider varken ve bunların filmlerini yapmaya tenezzül bile edilmezken nasıl olurda hiçbir başarısı olmayan bir Kral'ın filmi yapılır ? cevap açık Kraliyet ailesinin kaybolan imajını düzeltmek.Peki kekeleyen bir Kral nasıl olurda onlara avantaj sağlar tabi ki filmde ağlamasıyla,gülmesiyle,sıradan insanlara değer vermesiyle ve en son olarak kendini savaştan soyutlamasıyla..



    İngilizlerin lobisi çok fazla çalışmış olacak ki bu filmi 12 dalda Oscar adayı yapabilmişler.En iyi film ödülü için lobi çalışmalarına başladılar.Film bu kadar kötümüydü tabi ki değildi kendini izlettirdi ama 12 dalda Oscar adaylığı ve 8.5 imdb puanı olunca bir başyapıt bekliyorsunuz ama öyle olmuyor işte elin İngiliz'i basıyor 10 puanı,o da haklı kim tarihi hakkında yapılan bir filmi beğenmez ki ?Kral'ın babası 1.Dünya savaşında bizi insan yerine koymayan İngilizlerin başındaydı,ölüm sahnesini pek bir duygusal yapmaya çalışmışlar ama Türk insanı kanmaz bunlara..



    Filmin son 20-25 dakika Hitler filme nail oldukdan sonra biraz heyecanlıydı,savaşın İngilizler tarafından nasıl karşılandığını görmek de tarihi bilgi açısından önemliydi.O zaman ki atmosfer gayet iyi yansıtılmıştı.Helena Bonham Carter'ın oyunculuğu harikaydı oynadığı karakter fazlasıyla asil'di insanlara bunu yansıtmak kolay değil(büyük ihtimal Oscar'ı da alacak).Colin Firth'in oynadığı Kral'ı canlandırmak zordu çünkü kekemelik taklidi kolay değil o yüzden oyunculuğu gayet iyiydi ama Oscar'ı alacak seviyede mi tartışılır..



    6/10

    YanıtlaSil
  11. Adsız21:04

    gerçekten cok ama cok güzel bir film bende kekemeyim ve izlerken cok duygulandım tebnrik ediyorum tum oyuncuları cok basarılı bir film izlemenizi tavsiye ediyorum admin teşekkurler..

    YanıtlaSil
  12. Adsız01:09

    senaryosu kurgusu ve filmin içinde ki diğer herşeyle birlikte anlatılmak isteneni çok iyi yansıtmışlar.. aralarda ki ince espriler de tuzu biberi olmuş filmin.. iyi iş çıkarmışlar ki bütün bunların ortaya çıkmasında ki en önemli sebep oyuncuların gösterdiği performans bence.. mutlaka izlenmesi gereken filmlerin arasında yerini almış bile.. 7.5/10

    YanıtlaSil
  13. Adsız01:38

    her partın ortalarında senkron kayıyor !!!

    YanıtlaSil
  14. Adsız13:48

    görüntü ses senkronları sorunlu. özellikle sonlarda iyice gidiyor

    YanıtlaSil
  15. uyarınız için teşekkürler.. PARTLAR YENİLENMİŞTİR!!! iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  16. esra19:44

    oscarlık film ya ben beğenmedim şahsen sıkıcı alışmışım eylenceli filmlere baydı yane

    YanıtlaSil
  17. Adsız12:58

    'The King's Speech' En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alarak geceye damgasını vurdu!!!!!

    YanıtlaSil
  18. DİLA17:21

    zar zor dayandım sonuna walla bayılttı attı beni film oscarlıklar bana göre değil

    YanıtlaSil
  19. Adsız20:41

    yaw film resmen uyuttu uyuttu hiçbirşey demiyorum tamam konu güzel iyi oyunculuk süper ama yawaş ilerleyen sıkan bir film bırak oscarı imdb ve sinemalar punaını bile haketmeyen bi film bence abarttıkca abarttılar adamlar reklamdan akzandı zaten benimiçinde bu zamandan sonra oscar bitmişdir oscarmış peh gördük İnception hak ediyordu ödülleri black swanle birlikde ama bu film haksız bir pardon birkaç tane oscar kazandı izledigime bile pişman oldum diyebilirim abartıı abartıııı

    YanıtlaSil
  20. Adsız20:41

    tamam güzel film ama oscarı alacak bir film değil bana göre. madem sanattan oyunculuktan bahsediyorsunuz film için , black swan konusu ve oyunculukları daha iyiydi kings speeche göre.

    bence inceptionun hakkıydı.

    YanıtlaSil
  21. Adsız20:42

    Ya bu kadar güzel bir fime hangi akla hizmet ZORAKİ KRAL adını vermişler inanamıyorum. aklıma, zoraki koca, zoraki tatil gibi bir film geliyor, bu ismi ilk duyduğumda ucuz bir amerikan komedisi zannettim. Tamam katılıyorum, kralın gönülsüz bir şekilde taht geçmesi nedeniyle bu isim konulmuş ama....bence kesinlikle filmi basitleştiren yanlış bir tercih...ne zaman doğru düzgün isimler koncak bu filmlere merak ediyorum. bu arada sayın çokbilmiş! senin daha iyi bir önerin varsa söyle bakalım diyenleriniz olabilir? düşünmem lazım biraz , ama eminim ki daha iyisini bulabilirdim!!!

    YanıtlaSil
  22. Adsız20:42

    Kraliyet ailesinin o başı dik, gururlu, insanlara tepeden bakan egoist tavırlarıyla bezenmiş bir başlangıç yapıyor bizlere. Kralın 2 oğlundan birisi kekeme, diğeri de zampara. Ama birisi çok cesur, diğeri çok korkak. Kral V. George'un muhteşem hükümdarlığı sonucunda karar vermesi gereken 2 kral adayı var. Ama hep gönlü Bertie'den yana. Tek sorunu kekemelik ve hangi doktora gitse çözülemiyor. Ama en sonunda, Lionel'i buluyor ve oradan sonrasında muhteşemlik başlıyor.
    12 Tane Oscar adaylığını gördüğümde "yok artık, Inception bile 8 de kaldı" demiştim. Ardından ABD'de Aralık ayında vizyona girdiğinde, Colin Firh'ün olağanüstü oynadığını ve Geoffrey Rush'ın da muhteşem bir şekilde destek verdiğini söyleyen bir çok sinemasever vardı. Eleştirmenlerden tam not alışı, her şekilde cezbetti. Bugün izledim.Gerçekten mükemmel.

    YanıtlaSil
  23. Adsız20:42

    inception gibi bir başyapıt dururken king's speech e ödül vermelerini anlamıyorum....eğer sanat filmi kastı varsa sosyal ağ gibi çok çok basit bir filmin işi ne??bence yahudi dostluğu mesajlarıyla sineme sektörünün de otoriteleri bu işe sevinmiş olmalı ki 4 ödülü verdiler...oscar da tek bir film hak ediyor bence İNCEPTİON İNCEPTİON....gerisi ekonomi,ilişkiler ve art niyet kokan ödüller...akademi kendine gelmeli bi silkelenmeli...hakkı olana hakkı verilmeli..

    YanıtlaSil
  24. Adsız20:42

    the king's speeh...

    12 dalda oscara aday gösterilip 4 dalda ödül kazanabilen filmin başrol oyuncuları, colin firth, geofrrey rush ve helena bonham carter dan oluşmaktadır ve filmin konusu da babasının ölmesi üzerine krallık koltuğuna geçen kardeşinin feragat etmesiyle istemediği halde krallık koltuğuna oturması ve kral olduğu dönemde almanlar ile önemli derecde bir dış sorun vardır ve bu savaşa dayanmaktadır, artık bu savaş döneminde halkın adına yapacağı konuşma öncesi cidii bi kekemelik sorunu olan bertie'nin terapist lionel loguden yardım görmesi...

    senaryo olarak gerçekten çok anlamlı ve başarılı bir film. yönemen koltuğundaki tom hooper ı tebrik ediyorum böyle bir yapıt için. film son derece akıcı bir şekilde ilerliyor. böyklıyorle bir filmin son derece akıcı olması filmi kesinlikle izlenmeliyor.

    oyunculuk olarak oyuncu performanslarının üst seviyede olduğu filmde colin firth için apayrı özel bir parantez açmak istiyorum. gerçekten oscarı büyük ölçüde hak eden ve hak ettiğini bulan bi performans sergiledi. o kekemelik sorununu o kadar iyi oynadıki o kekelerken ben yutkunmada zorlandım. çaresizliği, azmi ve azmin başarısını en iyi şekilde oynayan oyuncuydu.

    geoffrey rush bence en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kıl payı christian bale kaptırdı. christian dan sonra en byük favorimdi. filme gelirsek oda başarılı bir oyun çıkardı ve özellikle replikleriyle beni büyüledi. "fakir ama mutluysam daha istemem, olmasın param." shekespeare

    hekena bonham carter ise diğer 2 oyuncunun performanları arasında gölgede kaldı ama o her zamanki hırçın görünüşüyle yine çok iyidi.

    film senaryosuyla, yönetmeniyle ve özellikle oyncuğuyla gerçekten kalitel bir yapım olmuş. en iyi erkek oyuncu dışında aldığı diğer ödüllerin inception filmine ait olması kanaatimdeyim. ama yinede izleyiciye duygusal olarak yaklaşan film kesnlikle ama kesinlikle bir başyapıt olmuştur.

    YanıtlaSil
  25. Adsız20:43

    OSCAR ÖDÜLLERİNDE ORTALIĞI KASIP KAVIRDULAR HELAL VALLAHA :)

    YanıtlaSil
  26. Adsız20:43

    Oscar'ı haketti, oscar eski günlerine geri dönüyor, bol aksiyonlu bol görsel efektli pahalı filmlerin yanı sıra sanat yönü ağır basan filmleri de gözden geçiriyorlar.

    YanıtlaSil
  27. Adsız20:44

    Oscar adayı diğer filmleri de seyrettim ama The King's Speech'in oscarı daha çok hakettiğine inanıyorum, Sonuçta inception teknolojinin nimetlerinden yararlanılarak yapılmış bir film ve belkide bu yüzden en iyi erkek/kadın/yardımcı erkek/kadın dallarında adaylığı yok. Ama The King's Speech öyle değil, seyredeken oynayanların duygularının size de geçtiğini hissediyorsunuz. Drama olarak insanı etkileyen bir yapısı var filmin... Hem en iyi film hem de en iyi erkek oyuncu dallarında başkaları oscar alsaydı ben daha çok şaşırırdım. 10/8

    YanıtlaSil
  28. Adsız20:44

    İzlediğim iyi bir filmdi İngiltere Kralı Kral IV(6.) George un kekemeliği ve Kraliçe Elizabeth in de ona bir kekemlik hocası bulduğunu işte Kral George 6. un kekemelikten kurtulduktan sonra Naziler ile savaşını anlatıyor komik ve güzel bir filmdi :)

    YanıtlaSil
  29. PARTLAR YENİLENDİ!!!!! iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  30. YENİLENMİŞTİR! iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  31. Adsız13:24

    Film neden altyazılı değil admin? Altyazılı diyor fakat türkçe dublaj bu!

    YanıtlaSil
  32. ElestirMAN14:45

    Tam 12 dalda Oscar adayı bir film The King’s Speech. Bir İngiliz filmi ve İngiliz kraliyet ailesinin 1930’lu yıllardaki durumu işleniyor filmde. Bu kadar sığ bir konusu yok elbette. İlginç bir durum var ortada: Filmin hemen başında da gördüğümüz gibi birinci sıradaki veliaht bir kekeme!


    Colin Firth’e en iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazandıracak kadar başarılı bir film The King’s Speech. Başarılı oyunculukların yanı sıra bir kraliyet ailesine bu şekilde bakmak ve o zamanlarda yaşananları bu şekilde aktarmak gerçekten müthiş bir başarı. Savaşa bir de bu yönden bakmak, kraliyet yönünden irdelemek sorunları ve onların sorumluluklarını anlamaya çalışmak oldukça güzel bir deneyimdi. Zira bir kraliyet ailesinin yerine kendinizi ne zaman koyabilirsiniz ki? O üzüldüğünde nasıl üzülürsünüz? Veya onlar sevindiğinde onlar gibi sevinebilir misiniz? Bu film işte bunu başarıyor resmen. Bizlere göre kraliyet aileleri ve hatta padişahlar sadece tahtta oturan kişiler olduğu için onların nasıl böyle bir hayatı olabilir ki? Onlar yemek bile yemezler, tuvalete bile gitmezler, hareme hiç gitmezler. Çocuk sevmezler veya onların hiç kusurları yoktur. Bu açıdan film toplumun gözünde kahraman olmuş bir kralı onlara en içten şekilde anlatmayı başarıyor. Onun yaşadıklarını, deneyimlerini, korkularını, sevgisini ve hatta kendinden şüphe edip hüngür hüngür ağlayışını bile görüyoruz. Ve bu olaylar, onu insanların gözünde küçültmüyor, aksine onu daha da yüceltiyor. Senin benim gibi bir insan diyebiliyoruz ancak sorumluluklarının bilincinde ve mevkiisinin avantajlarını istediği gibi kullanabiliyor.


    Colin Firth’ün yanı sıra Helena Bonham Carter, Geoffrey Rush, Derej Jacobi gibi isimlerin de kadroda bulunduğu film, müthiş diyaloglara, müthiş atışmalara ve güzel oyunculuklara sahip. Londra’nın o puslu ve baygınlık veren havasında bir de sürekli kekeme bir insanın konuşmalarını dinleyeceksiniz denilse hiç kimse ortaya atılıp “Tamam” demeyecektir. Ancak kekeleyen kişi bir kral olunca herkes eli mahkum dinleyecektir. The King’s Speech işte bunu başarıyor. Özgün bir konusu olmasa da filmi aktarılış şekli açısından gerçekten başarılı olduğunu belirtmeli tekrar ve tekrar. Özellikle son sahnedeki konuşma gerçekten bir milletin dirilişinin nasıl bir psikoloji ile ortaya çıktığını gözler önüne seriyor. Yine o konuşmada kullanılan müzik ise olayı daha da dramatize ederek Buckingham sarayının önüne gidip “England Prevails/İngiltere Üstün Gelecektir” şeklinde bağırma isteği ortaya çıkartıyor. Bu müzik Beethoven’a ait. 7. senfoninin 2. “movement”ından başkası değil. En büyük bestecilerden birisinin bestelediği belki de en başarılı beste. Ayrıca aynı beste Nicholas Cage’in Knowing filmindeki son sahnede ve The Fall filminin açılış sahnesinde de kullanılmıştı.



    Yılın en iddialı filmlerinden, tam 12 dalda Oscar adayı ve en iyi film dalında ödül olmasa bile en iyi erkek oyuncu dalında Oscar’ı alması gereken bir film var karşımızda. Biraz ağır bir tempoda ilerlese de kesinlikle kral ile birlikte bu kekemelik sorununu yenmek için azimle ve sevgiyle filmi izlemeye devam edeceksiniz.

    YanıtlaSil
  33. Adsız22:39

    “The King’s Speech – Zoraki Kral” bu sezonun en fazla konuşulan yapımlarından biri. Film, Toronto Festivali’yle başlayan serüvenine geze dolaşa devam ederken, etrafına, pek çok adaylık ve özellikle başrol oyuncusu Colin Firt’ün toparladığı ödüllerle kral selamı vermeyi de ihmal etmedi. İtiraf etmeliyim ki filmin benim için ilginç tarafı öncelikle dönem filmi olmasıydı. Daha önce Helen Mirren’lı ‘I. Elizabeth’ ile tadını aldığımız Tom Hooper, yine aynı sularda yüzerek, bir dönem filmine imza atıyor. Altın Küre adaylığı, Yönetmenler, Oyuncular, Yapımcılar Birliği ödüllerinin ardından, evi BAFTA’da da önemli ödülleri toparlayan ‘Zoraki Kral’, tahtında oturmuş Oscar için gün sayıyor adeta.

    Tom Hooper’ın, sinematografisi, geniş ve görkemli alanlara rağmen yanı başında hissettiren atmosfer çekimleri dışında Zoraki Kral’ı Oscar’a taşıyan isimlerden biri de şüphesiz, çocukluğunu kekeme olarak geçiren senarist David Seidler. Ancak tüm bunları bir kenara bırakırsak, filmin ağır topu elbette ki oyuncu kadrosu ve göz dolduran oyunculukları.

    York Dükü Prens Albert’in (Colin Firth) eşi Elizabeth’in (Helena Bonham Carter) desteğiyle, konuşma zorluğuyla mücadelesini ve bu mücadelede sıradışı yöntemlere sahip konuşma terapisti Lionel Logue’un (Geoffrey Rush) yadsınamaz varlığı, ‘Zoraki Kral’ı oluşturan çerçeve. Ama Hooper bunu öyle özenle yapıyor ki; Prens Albert’in VI. George olma yolunda, birden fazla filme malzeme olabilecek konuları, göze sokmadan ve karışıklığa mahal vermeden resmediyor. Aslında gidişat belli, baba V. George sonrasında, oklar müstakbel kral hercai ağabey Edward’ı (Guy Pearce) gösterirken, kraliyet ailesinin diğer ferdi Prens Albert konuşma problemiyle uğraşmaktan bıksa da, dönemin acemi yöntemleriyle bunun üstüsünden gelmeye çalışmakta. Ancak son derece titiz ve sistemli, düzenin doğum anından itibaren belli olduğu krallıkta bile zemin kayıyor ve Kral V. George’ın ölümüyle koltuğun yeni sahibi Edward, aşkını, tahta tercih ediyor. İşte bu noktada eski Prens, yeni Kral Albert Frederick Arthur George ‘un iç dünyasına, dramatize edilmeden dokunulan çocukluğuna, Lionel ve Albert’in sıra dışı yakınlığına, böylesine ağır konu ve konukların gülümseten inceliklerine ve konuşma terapisinin gerçek anlamda ‘konuşma-konuşturma terapisine’ dönüşen dengeli yolculuğuna kapılıp gidiyoruz. Filmin, adeta resitale dönüşen finali ise kendi içinde bir ironiyle kapanıyor; karanlık günlerin haberini, ancak aydınlık bir ses verebilir.

    Hem ‘Aşk ve Gurur’un hem de ‘Bridget Jones’ serilerinin Mr. Darcy karakteriyle özdeşleşen Colin Firth’ü ve usta oyuncu Geoffrey Rush’ın performansları öyle göz dolduruyor ki, ‘Zoraki Kral’ı onlarsız düşünmek mümkün olamıyor. Kekeme krala hayat veren Colin Firth, duygusal, ürkek ve sıkışmışlıkla gelen asabiyet giysilerinin her birini mükemmel giyerken, geçen sene “A Single Man’ ile selam verdiği Oscar heykelinin bu kez tam yanında duruyor. Biraz daha repliği olsa yürüyüp gidecekmiş gibi duran Helena Bonham Carter ve daha önce ‘Shine’ filmiyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanan, daha ne kadar mükemmel olabilir dedirten Geoffrey Rush yardımcı dalların adayları arasında.

    ‘Zoraki Kral’, kimilerince bazı gerçeklerin çok da hakkını vermeden, çarpıtılarak ya da es geçilerek aktarıldığı iddia edilse de, sarayın arka sokaklarına dalarak merak edilen mesafeli kraliyet ailesine bir adım daha yaklaştığımızı düşündürüyor ve müthiş oyunculuklarıyla izlenmeyi hak ediyor. Sakın kaçırmayın…

    İyi Seyirler

    YanıtlaSil

Popüler Yayınlar