14 Mart 2014 Cuma

Robin Hood izle (2010) Türkçe ALTYAZILI

Robin Hood - Russel Crowe
Robin Hood filmini izle, 2010 Filmini Online izleyin, Robin Hood full online seyret, 2010 filmi online izle, Robin Hood sinema, Robin Hood filmi, 2010 filmini indirmeden izle, Robin Hood Filmi seyret, Robin Hood Filmini bedava izle, Film 2010
IMDB Puanı: 7.0/10 "Bu Filmi Tavsiye Ediyoruz.."
Yapım:2010 - ABD , İngiltere
Tür:Aksiyon, Dram, Macera, Savaş
Yönetmen:Ridley Scott
Senaryo:Brian Helgeland , Cyrus Voris , Tom Stoppard , Ethan Reiff
Senaryo (Kitap):Cyrus Voris
Yapımcı:Russell Crowe , Ridley Scott , Brian Grazer , Charles J.d. Schlissel
Görüntü Yönetmeni:John Mathieson , Marc Streitenfeld
Süre:148 dk.
Oyuncular
Russell Crowe , Cate Blanchett , Onlineizleyin.org, Mark Strong , Matthew Macfadyen , William Hurt
Filmin Konusu
İngilizlerin efsane kahramanı Robin Hood karşımızda zenginden çalarak yoksula dağıtan Robin. Ordusu ile birlikte Fransızlara karşı savaşırken Kral Richard ı desteklemektedir fakat o sadece kendi çıkarları içindir. Kral kardeşi tarafından bir pusu sonucu öldürülmüştür. Kralın baş şovalyesi ölürken kılıcını Robin e verir ve onu babasına teslim etmesini söyler. Robin Nothingham da bir kasabaya gelir ve burada halkın sömürüldüğünü ve çok yüksek oranda vergi alındığını görür. Orada bir kadına aşık olur ve kasabayı kurtarmak için harekete geçer kendisi gibi bir çete kurarak savaşmaya başlar...iyi seyirler diliyoruz..

FILMIN FRAGMANI:



5 yorum:

  1. YENİLENMİŞTİR! iyi seyirler..

    YanıtlaSil
  2. Adsız14:24

    Cannes Film Festivali’nin açılışını yapan yeniden çevrim filmi Robin Hood, bugüne kadar ki ezberimizi bozuyor bir anlamda. 72 yaşındaki ünlü yönetmen Ridley Scott yine vazgeçemediği oyuncusu Russell Crowe ile birlikte değişik bir Robin Hood filmini yine çok değişik bir atmosferle yansıtmış beyazperdeye. Bu kez Robin Hood’un doğuşuna tanık olduğumuz filmi beğendim. Tabi bunda oldum olası sevdiğim tarihsel ve dönemsel film zevkimin -masalsı bir kahramanla dahi olsa- etkisi var şüphesiz. Russell Crowe’da Robin Hood karakteriyle ne istediğini bilen, nasıl zenginden alıp fakire veren biri haline dönüştüğü gerçeğine çok yakışmış.

    Her zaman izlediğimiz Robin Hood karakterinde Aslan Yürekli Kral Richard’ın tahta geçmesini bekleyen ve bu süreçte yaptıklarını anlatan halkın kahramanını görüyorduk. Bu kez filmde Richard çoktan tahta geçmiş hatta ölmüş ve Robin sıradan bir vatandaşken nasıl halkın kahramanı olmuş onu izliyoruz. Belki de pek çok kişinin merak ettiği soruya gerçekçi bir tarihe bakışla ele almışlar, halk neden bu kadar fakir, neden bir karışıklık söz konusu.
    Robin Hood

    Meşhur Robin Hood, henüz meşhur olmadan önce Kral Richard’ın ordusunda yer alan okçulardan biridir. Yıllarca süren Haçlı Seferinde savaşan, Kralın ölümünden sonra doğup büyüdüğü yerlere döndüğünde halkın üzerinde gezinen ezici güç ve ağrı baskıyla karşılaşan bir Robin Hood. Halk ağır vergilerin altında ezilirken, Nottingham Şerifi’de bunun mimarları arasında bulunmaktadır. Nottingham, Şerif’in yönetiminde halka çok uzak ve hiçe sayan şekilde yönetilmektedir. Aslında burada görünen düşman Şerif olsa da çok daha büyük gerçek düşman yani Fransa ile mücadeyi anlatan filmde, kötü yönetilen İngiltere’yi de çetesiyle birlikte Sherwood ormanlarından kurtarmaya çalışan bir Robin Hood.
    Robin Hood

    Filmin görselliği de o dönemim izlerinden nasibini almış. Fransa’nın etkisi, halkın yaşadığı yoksulluk tam anlamıyla yansıtılmış. Aksiyon sahnelerini ise Braveheart’dan özlediğimiz türde gayet yeterli bana göre.

    Dönem filmlerine çok yakıştığını düşündüğüm Cate Blanchett ise Robin Hood ‘un gönlünü kazanmaya çalıştığı, aksiyondan da fazlasıyla payını alan Leydi Marian olarak karşımızda.

    O dönemim İngiltere’sinde yaşamak istemezdim sanırım ya da olanı beğenmeyerek ve başka şansım olmayarak Robin Hood figürü olmak isterdim.

    Vatanını seven ve bu anlamda da elinden geleni ardına koymayan, sonucu ise halkın kahramanı olan zenginden alıp fakire veren bir Robin Hood var karşımızda. 1991 yapımı Kevin Costner’ın Robin olduğu filmdeki gibi akıllara kazınan bir Bryan Adams şarkısı ya da ok atarken kulağına fısıldama karesi akıllara kazınmayacak belki de. Ama yılın en iyi filmlerinden biri olarak lanse edilmesini bir kenara bırakırsanız, nasıl Robin Hood olmuş kısmını izlerken keyif alacağınıza eminim… Bundan sonra asıl Robin Hood filmini beklemek farz oldu.

    İyi Seyirler

    YanıtlaSil
  3. Adsız14:25

    Terry Gilliam'ın Monty Python and the Holy Grail filmi, İngiliz kimliği ve efsaneleri ile bolca dalgasını geçer. Şövalyelik tesisine dair üretilmiş söylenceleri makaraya alan bu film, ne kadar izlense de hiç eskimeyecek güzide bir arşiv filmidir. Monty Python ekibinin abartılı aksanları ile daha da komik hale gelen kibirli İngiliz kimliği, bu kez Amerikan sineması tarafından yüceltiliyor.

    Cannes Film Festivali'nde galasını yapan Ridley Scott imzalı Robin Hood, gerçek anlamda bir cesaret işi. Hani Fransızlar'a verip veriştirirken, bir de bunu en görkemli Fransız film festivalinde gözlerine sokmak, her babayiğidin harcı değil. Ama yönetmen Ridley Scott olunca, herkes el pençe divan durmak zorunda. Ne de olsa karşımızdaki Blade Runner ve Alien gibi efsanelere imza atmış bir usta yönetmen.

    Hemen belirtmek gerekir ki, Robin Hood bildiğimiz Robin Hood hikayesinden çok ama çok farklı. Daha önce defalarca sinemaya aktarılan bu kahramanı, hiç bu şekilde izlemediğinize eminiz. Zenginden alıp yoksula dağıtan bu neşeli haydudun Sherwood ormanındaki maceralarına hiç vermeyen film, Robin Hood'u bir mite dönüştüren süreci mercek altına alıyor. Robin Hood'un aslında kendi menfaatini düşünen bir asker kaçağı olması gibi şaibelerin de yer aldığını gördüğümüz film, belki de şimdiye kadar ki en gerçekçi Robin Hood profilini çiziyor. Onun neden bir devlet düşmanı ilan edildiğini çok daha geniş ölçekte ele alan Scott'ın filmi, Hollywood'un neşeli hayduda indirgediği bu mitolojiyi kendi kaynaklarına geri döndürüyor.

    Filmin benim gibi stilize dövüş sahnelerinden hoşlananlara çok daha keyif vereceğini söylemeden geçmeyelim. Özellikle 300 Spartalı ya da Er Ryan'ı Kurtarmak (ne alaka demeyin) gibi filmlerin ikonografik şiddet sahnelerini kendi bünyesine katan Robin Hood, Scott'ın ustalığını konuşturduğu yönetmenlik alanı oluyor. Kimi yerlerde sahneler uzasa da, bu estetik savaş görüntüleri filme gerçeklik katıyor. Öte taraftan bu gibi sahneler Robin Hood'u Gladiator filmine yaklaştırıyor. Uzun süredir kariyerinde tıkanıklık yaşayan yönetmen, bunu ikinci bir Gladyatör filmi ile atlatmaya çabalıyor. Her iki başkahramanı canlandıran kişinin Russell Crowe olmasının yanı sıra, filmler arasındaki geçişkenlik diğer karakterlere de yansımış durumda. Commudus ile Kral John, Lucilla ile Marion, Proximo ile Walter Loxley arasında benzerlik fezadan anlaşılıyor. Öykünün ve olay örgüsünün de aynı şekilde ilerlemesi, Robin Hood’un ikinci bir Gladyatör deneyimi olarak tasarlandığının ispatını veriyor.

    Oyunculuklar konusuna gelince… Russell Crowe ile Cate Blanchett arasındaki elektriğin uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Rahatsızlık veren tek nokta, Robin Hood'un şimdiye kadar en yaşlı haliyle karşımıza çıkması. Orta yaşının göbeğinde olan bu kahramanın daha sonra bir hayduda dönüşeceğini de düşünürsek, zamansal olarak çelişkiler doğuyor. Bununla birlikte yıllara meydan okuyan Max von Sydow'un filmde bir yıldız gibi parladığını eklemek gerek.

    Sherwood ormanında arkadaşları ile koşup hoplayan ve komün hayatı süren Robin Hood’u mert bir savaşçıya dönüştüren film, ABD'nin atalarının ne denli üstün bir millet olduğunda hayli ısrarcı. Şayet bu konuda film içinizi şişirdiyse, hemen üstüne bir bardak Holy Grail içiniz. Monty Python ekibi şişkinliğinizi alacak ve güldürerek sizi rahatlatacaktır.

    YanıtlaSil
  4. ElestirMAN14:26

    Robin Hood, Kral Arthur misali, gerçekliği oldukça tartışmalı olan, otoriteye, kanuna ve mülkiyete duyduğu isyan yüzünden aşka gelip zenginden alıp fakire vermesiyle de tarihin ilk anti-kahramanı olma özelliklerine sahip ve tam da bu sebeplerden, beyazperdenin her zaman gözde kahraman figürü.

    Fakat itiraf etmeliyim ki, yeni bir Robin Hood öyküsü için çok da meraklı değildim. Yıllar önce Mel Brooks'un çektiği Robin Hood / Men in Tights'la feci şekilde suyu çıkarılmış, naftalin kokan pro-sosyalist bir kahramanlık hikâyesini tekrar izlemenin çok da beklenen bir tarafı yok. Çocukluğumdan beri defalarca okuduğum ya da seyrettiğim gibi, Sherwood ormanının bu asi çocuğunun Nottingham şerifinin kıçını tekmeleyip durmasını ve sarhoş rahip Tuck'la küçük John'un nüktedan atışmalarıyla bıktırırcasına Robin'e yalakalık yapmalarını seyredeceğimi sanıyordum. Ama yanılmışım!



    Ridley Scott doğru bir kararla Robin Hood'un orman maceralarına değil, kahramana dönüşme sürecine odaklanıyor. Öyle ki baş düşman sayılan Nottingham şerifinin hikâyenin mizah kısmına hizmet etmek gibi küçük bir etkisi var. Ayrıca kendinden çok fazla kopan bir öykü de değil. 10. yy. beri hakkında uydurulmuş bir sürü öykü sebebiyle iyice karışmış ve Robin Hood kimi öyküde isyan etmiş bir soylu, kimisinde ise toprak sahibi bir çiftçi olarak aktarılmıştır. Senaryo tüm bu varsayımları oldukça dengeli bir şekilde karıştırarak sunuyor. Tarihçesine bakıldığında, Aslan yürekli Richard ile Haçlı seferlerine katılmış, Prens John'la pek yıldızı barışmayan bir Robin Hood anlatımı da var gerçekten.

    Robin Hood bu macerada, Ridley Scott'un Cennet Krallığı'nda da madara etmekten çok hoşlandığı Fransızlarla uğraşıyor. Hatta o kadar ileri gidiyor ki, İngiliz tarihinin en önemli kahramanı olmaya soyunup, istemeyerek de olsa İngiltere kralı John'la aynı safta büyük bir savaşa katılıp düşman işgalini engelliyor. Bu epik dozajın bir Robin Hood öyküsü için çok fazla olduğunu düşünmeme rağmen filmi keyifle izlemekten de geri durmadım. Scott bu tür filmleri çekmeyi beceren bir yönetmen. Eğlenceden ve dramadan ödün vermeden, gerçekten "daha önce görmediğimiz" bir Robin Hood'u sinemaya aktarmayı başarıyor. Bu hem Robin Hood izlemekten bıkmış eskiler hem de epik savaş sahnelerinden hoşlanan genç seyirciler için filmi çekici kılıyor.

    İlerlemiş yaşına rağmen oldukça dinç gözüken Russell Crowe, Robin Hood olmak için biraz yaşlı kalsa da, neden bir aksiyon yıldızı olduğunu ispatlarcasına oynuyor. Leydi Marion, Cate Blanchett'le uyumlu bir kimyaya sahip ve aradaki aşka inanmamak mümkün değil. Diğer filmlerde alışık olduğumuz üzere devamlı çığlık atıp kurtarılmayı bekleyen bir leydi Marion'da yok bu defa. Dişli, güçlü ve erkeğine destek veren savaşçı bir kadını izliyoruz. Filmin dikkat çeken bir oyuncusu da, Lost'un kötü adamı Martin Keamy olarak ünlenen ve burada küçük John rolünü üstlenen Kevin Durand. Fiziksel çekiciliğinin yanında oldukça sevimli bir yüze sahip!



    Filmin en başarılı tarafı, Ridley Scott'un mükemmeliyetçi yönetimi ile başarılmış çatışma sahneleri ve müthiş görselliği... İzlerken gerçekten o tarihin dokusunu hissedip, havasını koklayabiliyorsunuz. Ayrıca özellikle başlarda, Ortaçağ savaşları hakkında yeni pek çok fikir edinmek mümkün... Yine Scott'un Müslüman olan ve filmde kısa bir rolde gözüken eşi sebebiyle de Haçlı seferleri adına küçük bir özür dileme mevcut (Akka kuşatması)

    Robin Hood Türk izleyicisinin çok sevdiği türden bir kılıçlı kahramanlık destanı. Uzun süresine rağmen sıkmadan kendini izlettirmeyi başaran, sinemada izlenmeyi hak edecek bir görselliğe ve ihtişama sahip hoş bir seyirlik. Yönetmeninin en önemli filmi değil ama bu haftanın, hatta yılın önemli işlerinden biri.

    YanıtlaSil
  5. yenilenmiştir.. iyi seyirler..

    YanıtlaSil

Popüler Yayınlar